Ara
  • Özgün Ergin

Sınav Kaygısı

En son güncellendiği tarih: 23 May 2020

Kaygı insan olmanın temel göstergelerinden biridir ve vazgeçilmez bir duygudur. Çünkü kaygı sayesinde insanın kendisini koruması ve tehlikelere karşı daha dikkatli olmak için gereken bedensel ve psikolojik hazırlığa ulaşması mümkün olmaktadır.

Kaygının yerinde, zamanında, yeterince yaşanması, insanı hayatta tutan en önemli faktördür. Ancak kaygı kontrol edilemiyor ve istemsiz olarak sürdürülüyorsa, yerinde kullanılamıyorsa kişi potansiyelini ortaya koyamaz. Eğitim, iş veya sosyal yaşamında kontrol edemediği bu kaygıyla istediği hedeflere ulaşamadığı gibi, düşüşler de yaşayabilir.

Sınav kaygısı son yıllarda eğitim sistemindeki sürekli değişikliklerin, sayı ve tür bakımından her geçen gün çeşitlenen sınavların da etkisiyle giderek artan bir biçimde kendisini hissettirmekte, gençleri ve aileleri çaresiz bırakabilmekte, yılgınlığa düşürebilmektedir. Ancak çözümü mevcut olan, çoğunlukla da kısa sürece olumlu sonuç alınabilen sorunlardan biridir.

Sınav kaygısı; sınavdan önce öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır. Öğrencinin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturduğu imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav kaygısı oluşumu üzerinde etkilidir.

İç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, kalp atışında artış, titreme, ağız kuruluğu, karın ağrıları ve benzeri bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, kendini yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir. Bu süreçte öğrencinin başarısında belirgin bir düşüş gözlenir. Ders çalışmayı erteleme, sınav ve hazırlığı hakkında konuşmayı reddetme vardır. Soru sorulmasından rahatsız olurlar. Dikkat dağınıklığı, odaklanamama, fiziksel yakınmalarda dikkat çeken bir artış (karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, uyku düzensizliği, iştahsızlık ya da tersine aşırı yeme, genel mutsuz bir ruh hali vb.), çok çalışılmasına karşın performans düşüklüğü kaygının varlığını gösterir.

Sınavın içeriğine değil kendisine odaklanma, öğrenilenleri aktaramama, okuduğunu anlamama, düşünceleri organize etmede zorluk, dikkatte azalma, zihinsel becerilerde zayıflama, enerji azlığı, fiziksel rahatsızlıklar sınav kaygısının başlıca etkileridir. Sınav kaygısı gerçek dışı beklenti ve yorumlar içerdiğinden yanıltıcıdır. Öğrenciyi farkında olmadan kendi davranışını denetleyemez hale getirir.

Sınav kaygısının ikincil kazanç olması durumuna, öğrencinin bunun farkında olmaksızın aile içi çatışma ve iletişim problemlerine veya benzeri gelişim dönemleri sorunlarına karşı bir tepki veya bir ders çalışmama bahanesi olarak kullanması durumuna dikkat edilmelidir. Ancak bu uyarı, sınav kaygısının illa ki ikincil bir kazanç olduğu anlamına gelmemektedir. Sınav kaygısının altında yatan başka bir sorun veya ifade edilmemiş duygular var ise bunların da ortaya çıkarılması ve uygun bir biçimde ifade edilmesinin sağlanması sorunun çözümü için şarttır.

Mükemmeliyetçi ve rekabetçi kişilik yapısı olanlarda sınav kaygısı daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da önemli bir etkendir. Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak kaygının oluşmasında en önemli süreçlerdir. Çalışma alışkanlıklarını ve sınava ilişkin tutumları gözden geçirerek yeni bir zihinsel yapılanma yaratmaya çalışmak gerekir.

Sınav kaygısının üstesinden gelmek için zamanı iyi kullanmayı bilmek, planlı ve verimli ders çalışmayı öğrenmiş olmak da önemlidir. Sınava yönelik çalışmaları son güne/geceye bırakmamak, beslenme ve uykuya dikkat etmek de diğer önemli noktalardır.

Sınav kaygısı konusunda en önemli faktörlerden biri de ailedir. Aile için sınavın ne anlam ifade ettiği, ailenin sınava yönelik tutum ve yaklaşımları önemlidir. Sıklıkla aileler kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaktadırlar. Çocuktan yüksek beklentilerinin olması, ayrıntılarla aşırı uğraş sergilemeleri ve sınavı bir araç değil amaç olarak görmeleri oldukça belirgindir.

En sık karşılaşılan ve öğrencinin zihninde kontrol etmekte zorlandığı düşünce şemaları aşağıda sıralanmıştır; "- Zamanın yetmeyebilir! - Diğer arkadaşlarım benden daha çok çalışıyor, çalışmam yetersiz! - Soruları yetiştiremeyeceğim! - Kazanamazsam annem babama ne derim! - Ya bildiklerimi unutursam! - İstediğim okulu kazanamazsam ne yaparım! - Başarısız olursam rezil olurum! - Ailemin yaptıklarına karşın başarısız olamam! - Sınavı mutlaka kazanmalıyım!"

"-Elim ayağım birbirine dolaşıyor. -Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor. -Gözüm kararıyor, midem bulanıyor, soğuk soğuk terliyorum. -O kadar gerginim ki midem altüst olmuş durumda. -Sınavda ne oldu, hiçbir şey bilmiyorum ve hatırlamıyorum." gibi cümleler sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin en sık kullandığı cümlelerdir.

Aynı zamanda aile bireylerinin öğrenciyi kendi kardeşleri veya arkadaşlarıyla karşılaştırması ve bu yönde söyledikleri cümleler de özellikle sınav esnasında yine öğrencinin zihninde belirmekte ve kontrol edilemeyen bir düşünce zinciri haline gelebilmektedir.

Kaygı düzeyi kontrol edebilen kişiler sınavı, başarılarının test edileceği bir fırsat olarak değerlendirirken, kaygısını normalin üzerinde yaşayan ve kontrol edemeyen kişiler sınavı bir tehdit olarak algılarlar. Sınavla ilgili durumlarda kendileriyle olumsuz bir diyalog içine girerler. Gerçek dışı ve karamsar bir düşünce tarzını seçerler. Ayrıca, kaygısı yüksek olan kişilerin kaygısı düşük olanlara kıyasla ders çalışmaya daha çok zaman ayırdıkları görülmektedir. Bu bulgular sınav kaygısı sonucunda ortaya çıkan başarı grafiğinin ders çalışma sürelerindeki yetersizliğe değil, olumsuz düşüncelerinin kendilerinde yarattığı, kontrol dışı kaygıya bağlanabileceğini göstermektedir.

Aileler, sınav kaygısının oluşmaması veya üstesinden gelinmesi noktasında öğrencinin sınırlarının farkında olmalıdırlar. Güven ve sorumluluk vermeli, önemsemeli, olumlu geri bildirimde bulunmalıdır. Sınava ilişkin konuşmalarda özenli davranmalı, gerçekçi olmalı, öğrenciyi akranlarıyla karşılaştırmaktan kaçınmalıdır. Duygu ve düşünce paylaşımıyla birlikte empati de önemlidir. Sınavı yüceltmeme, ölüm kalım sorunu yapmama, yüreklendirici ve destekleyici davranma sınav kaygısının ortaya çıkmaması veya ortadan kaldırılmasında belirleyici olan tutumlardır.

Çocuklar ve gençler koşulsuz sevilmelidir ve sınav sonuçlarına bağlı olmayan bu koşulsuz sevgi hem sözel hem de davranışsal olarak hissettirilmelidir. Aile bireyleri uygun rol modeli olmalı, uygun aile ortamı sağlamalı ve uygun problem çözme davranışları ile iletişim biçimleri geliştirilmelidir. Sınav kaygısının üstesinden gelinmesinde uzman desteği alınması gerekebilir. Böylece uygulanan psikoterapi tekniklerinin de yardımıyla kaygıyı kontrol altına alabilmek ve yerinde kullanmayı öğrenmek mümkün olabilecektir. Bu noktada gerekli araştırmayı yaparak, sınav kaygısı konusunda alanında uzman bir profesyonelin seçilmesi yerinde olacaktır.



#sınav #kaygı #stres

44 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
 
  • Instagram
  • LinkedIn

©2020, Uzman Psikolog Özgün Ergin